Atasözleri Sözlüğü
U
Ucuz alan pahalı alır (pahalı alan aldanmaz).
Ucuz alınan mal genellikle kötü, dayanıksız ve
çürük maldır. Kolay yıpranır, eskir ve çabuk
atılır. İster istemez yerine yenisinin alınması
zorunlu olur, tekrar masrafa girilir.
Dolayısıyla pahalıya alınmış gibi olur.
Ucuz etin yahnisi yenmez (tatsız olur).
Ucuza alınan, maledilen şeylerde nitelik
bulunmaz; ya çürük, ya kötü, ya da hilelidir. Bu
sebeple, bu tür mallardan istenildiği gibi fayda
sağlanamaz.
Ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır hikmeti.
Bir malın fiyatı niteliğine göredir. Bu sebeple
ucuz şeylerin ucuzluğuna tamah etmemeli, pahalı
şeylerin de pahalılığından korkmamalıdır. Çünkü
ucuz olan çürük, kötü ve dayanıksız olur
çoklukla; pahalı olan da kaliteli, değerli ve
sağlamdır.
Ulular köprü olsa basıp geçme.
Erdemli, büyük ve yaşlı kimselere karşı daima
saygılı ol, hürmette kusur etme, onları
incitecek davranışlardan kaçın. Çünkü onlar
gerek yaşları, gerek tecrübeleri, gerekse
erdemleri bakımından buna lâyıktırlar.
Ulu sözü dinlemeyen, uluyakalır.
Büyüklerin, erdemli kişilerin uzun tecrübelere
dayanan sözlerine ve uyarılarına kulak asmayan
kimse, türlü çıkmazlarla karşılaşır ve sonunda
sızlanıp durur.
Ummadığın taş baş yarar.
Küçük ve önemsiz görülen kişi ya da nesneler,
çoğu kez büyük etkiler yaparlar; umulmadık işler
görürler.
Umut, fakirin ekmeğidir.
Sıkıntı içinde bulunan, yokluk çeken yoksul
kişi, içinde bulunduğu durumdan bir gün
kurtulacağını, bolluğa ve rahata kavuşacağını
umar ve bu umuşdan doğan güven duygusuyla
yaşamaya çalışır.
Ustanın çekici bin altın.
Usta kişi, bir zanaatı uzun denemeler sonucu
gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına
yapabilen kimsedir. İşinin hemen tüm
inceliklerini kavramıştır. Bu bakımdan pek çok
kimsenin uğraşıp da yapamadığı işi kolayca
yapıverir o. Dolayısıyla onun çok küçük gibi
görülen emeği bile oldukça kıymetlidir.
Uşağı işe koş, sen de ardına düş.
Bk. “Çocuğa iş buyur,...” Utanma pazar, dostluğu
bozar.
Yakın tanıdıklar arasında yapılan alış verişte,
taraflar birbirlerinden utanıp sıkılırlar ve
gerçek niyetlerini ayıp olur düşüncesiyle
söyleyip ortaya koyamazlar. Ancak bu durum çok
geçmeden anlaşmazlıklara, tartışmalara sebep
olur; dostluğu zedeleyip bozar.
Uyuyan yılanın kuyruğuna basma (basılmaz).
Şimdilik zararı dokunmayan kötü bir kimsenin
yeni bir kötülük yapmasına fırsat vermek doğru
değildir.
Ü
Üçlenmemiş eken, olmamış biçer.
Her işin belirli bir yapılma biçimi ve ortamı
vardır. Gerekli şartları yerine getirilmeden
yapılan işlerden verimli sonuç alınamaz.
Ürümesini (ürmesini) bilmeyen köpek (it), sürüye
kurt getirir.
1. Beceriksiz kimseler iyilik yapayım derken
çoklukla hem kendilerini, hem de başkalarını
zarara sokarlar. 2. Neyi, ne zaman, nasıl
söyleyeceğini bilmeyen kimseler hem
kendilerinin, hem de başkalarının başına dert
açarlar.
Ürüyen köpek ısırmaz (kapmaz).
Bağırıp çağırarak başkalarını korkutmak isteyen
kimseden saldırı beklenmez. Kötülük yapacak
kişi, bu niyetini gizli tutar; belli etmez ve
gürültüye patırtıya yer vermez.
Üşenenin (utananın, erinenin) oğlu kızı olmamış.
Çok üşenen, tembel tembel oturan, gevşek
davranan, içinde bir çalışma isteği duymayan
kimse bir şey elde edemez. Bir şey elde etmek
isteyen, onu elde edecek yola baş vurmalıdır.
Sözgelimi oğul-kız isteyen önce evlenmek
zorundadır.
Üzüm üzüme baka baka kararır.
Her zaman bir arada bulunan, arkadaşlık eden,
bir çevrede yaşamaya çalışan kimseler
birbirlerinden etkilenirler; birbirlerinin
özelliklerini, huylarını ve alışkanlıklarını
kaparlar. Bk. “Körle yatan...”